Kristalin Kusursuz Yapısına Birkaç Örnek

Kayaları oluşturan mineraller en çok bilinen kristal örneklerini teşkil ederler. Kuvarz, cevher ve yarı değerli kristal gibi madenlerin tüm katı kabukları da mükemmel birer kristaldir. Kayaların kristal olmaları şu gerçeği ortaya çıkarır: Yeryüzünün bütün katı kabuğu kusursuz düzendeki atomların oluşturduğu bir kristal yüzeydir.

Alan Holden-Phylis Singer, Crystals and Crystal Growing, Anchor Books, sf. 46

 

Eğer sizin, bu mükemmel görüntüyü çıplak gözle görme imkanınız olsaydı, kuşkusuz karşınızdaki manzara karşısında hayranlık duyardınız. Çünkü bastığınız her yerin, düzgün geometrik şekillerle birbirine bağlanan ve kesintisiz olarak ilerleyen bir düzlem olduğunu görür, bu manzaranın etrafınızda görebileceğiniz herşeyden daha düzgün olduğunu anlardınız. En küçük zerresinde bile üstün bir simetri ve estetiğin hakim olduğu bu kusursuz yapının ayaklarınızın altına serilmiş olduğunu fark ederdiniz. Bunun heybetini ve aynı zamanda da güzelliğini, yaşadığınız her an hissederdiniz. Aslında sizler yerkabuğu üzerinde yürüdüğünüz her an bu mükemmel dizayn ile karşı karşıyasınız. Sizi yanıltan sadece bu üstün sanatı çıplak gözle göremiyor oluşunuz.

 

Çok yakından tanıdığımız bir başka kristal örneği de kar kristalleridir. Birbirleriyle gevşek bir şekilde bağlanarak kar tanesini meydana getiren kristaller birbirlerinden o kadar farklı şekillerde oluşurlar ki, hiçbir kar tanesi bir diğerine benzemez. Karlı bir günde sadece bir büyüteçle bile kar tanelerinin birbirlerinden tamamen farklı şekillere sahip olduğunu açıkça görebilirsiniz. Yeryüzüne birbirinin aynısı olan bir çift kar tanesinin düşme ihtimali oldukça zordur. Şimdi sadece bulunduğunuz yere yılda ne kadar kar tanesinin düştüğünü bir düşünün. Bol kar yağan dağları ve her zaman sıfırın altındaki sıcaklığı ile kutupları bir düşünün. Bütün bunları bir kenara bırakıp bir genelleme yapın ve her yıl dünyaya düşen kar miktarını bir düşünün. Şaşırtıcı olan şudur: Elinizde bir imkanınız olsa ve bütün bu yağan tanelerini biraraya getirip inceleyebilseniz hepsinin birbirlerinden tamamen farklı olduklarını görürsünüz. Bunun nedeni, kar tanelerini meydana getiren su moleküllerinin moleküler özelliği ve kar kristallerinin buna bağlı olarak farklı geometrik yapılarda oluşmalarıdır. 

Tüm su moleküllerinin yapısı temelde aynı olmasına rağmen bu moleküller bazen birbirinden farklılaşabilirler. Oluşan her 5000 su molekülünden birinde hidrojen atomu yerine bir doteryum atomu bulunabilir. Ve her 500 molekülün birinde 16 kütle numaralı oksijen yerine 18 kütle numaralı oksijen bulunabilmektedir. Bu farklılık, biraraya gelerek kristalleşen buzlar arasında bir kombinasyonun meydana gelmesine neden olur. Çünkü tek bir kar tanesinde 1018 su molekülü bulunmaktadır. Su moleküllerinin yukarıda anlattığımız farklılaşmaları nedeni ile tek bir kar tanesini meydana getiren moleküllerin 1015 tanesi diğerlerinden farklı olacaktır. Bu hesaba göre, iki kar tanesinin tamamen aynı düzenlemeye ve şekle sahip olması 1024'de bir ihtimaldir. Ve böyle bir ihtimalin, evrenin başlangıcından bu yana gerçekleşmiş olma olasılığı sıfırdır.

 

Asıl dikkat çekici olan meydana gelen bu sonsuz çeşitlilikteki tüm kar tanelerinin mükemmel ve kusursuz bir simetriye sahip oluşlarıdır. 

Bir kar tanesi küçük bir toz tanesi etrafında oluşmaya başlar. Bu sadece birkaç mikron büyüklüğündedir. Meydana gelen bu mikroskobik şekil altıgendir ve bu yapı buzun kendi yapısından yani suyun moleküler özelliklerinden kaynaklanır. Oluşan bu kristal gitgide büyür ve köşelerinden itibaren küçük kollar oluşmaya başlar. Hava soğudukça bu kolların büyümesi biraz daha hızlanır. Hava değişimlerine maruz kaldıkça, oluşan bu yapı üzerinde kılcal uzantılar gelişir. Kar çevreye savruldukça ve değişik koşullara maruz kaldıkça bu yapılanma devam eder ve her koşula uygun farklı bir özellik kazanmaya başlar. Tek bir kar tanesindeki her kol aynı gelişmeyi yaşadığından bütün kollar birbirine benzer ve son derece kompleks bir yapı meydana gelir. Meydana gelen altıgenle bağlantılı olarak altının katlarına bağlı bir simetri oluşur ve kristal üç boyutlu yapısını kazanmış olur.

 

Genel hatları ile anlattığımız bu fiziksel olaylar ve bunlara sebep olan fizik kuralları aslında son derece komplekstir. Dolayısıyla, kar taneleri birbirlerinden farklı yapılar kazanmış oldukları gibi aynı zamanda kusursuz bir simetri de elde ederler. Bu gerçekten de çok ilginçtir, çünkü burada meydana gelen şekil, adeta bilgisayarlı ölçümlerle tespit edilmiş, ince ince hesaplanmış bir simetriyi ortaya koymaktadır. Bahsettiğimiz sadece bir kar tanesidir. Bir kar tanesinin simetrik olduğunun veya son derece güzel ve estetik şekillere sahip olduğunun kimi zaman farkında bile olmayız, araştırıp incelemeden muhteşem yapısını anlayamayız. Ancak buna rağmen, çeşitli şartlar ve sebepler vesile olur ve bir kar tanesi muhteşem bir sanat eseri olarak karşımıza çıkar. Çünkü o da Allah'ın sanatının bir örneğidir. 

 

Kristal harikasının bir başka örneği de yeryüzünün herhangi bir yerinde yüzlerce yıl bekleyen ve canlı bir hücre gördüğünde ise mucize şekilde canlanan virüslerdir. "Canlanan" kelimesi çok doğru bir ifadedir. Çünkü bu varlıklar bir canlı hücrenin sıcaklığını ve nemini hissetmeden en ufak bir canlılık belirtisi göstermezler. Onların tek hücreli canlılar gibi organelleri yoktur. Sahip oldukları tek şey korunmalarına yardımcı olacak bir hücre zarı ve bir DNA'dır (kimi zaman da bir RNA). Canlılara ait özellikleri gösterebilmeleri için kendilerinden başka bir hücreyi kullanır ve onun imkanlarından faydalanırlar. 

 

Virüsler, bir hücrenin içine yerleşebilme gibi bir olanağa sahip olana kadar ise yeryüzünün herhangi bir yerinde, soğukta ya da sıcakta, gökyüzünde veya toprak altında varlıklarını sürdürürler. Yok olup parçalanmamalarının tek nedeni ise sahip oldukları kristal yapıdır. Bu yapı, gözle görülmeyen bu toz parçacığını binlerce yıl koruyabilirken, aynı zamanda ona kusursuz ve simetrik bir görünüm de hediye eder. Kristallerin kendilerine özgü geometrik yapıları, virüsleri örten kristallerin de en belirgin özellikleridir. 

Virüsler dışında diğer mikroorganizmalar da kristalleşirler. Bu aslında gözle görülmeyen mikrocanlıların kendilerini korumak için en tedbirli yöntemin ne olduğunu bildiklerinin açık göstergesidir. Bakteri, alg gibi çeşitli mikroorganizmalar, şartların kendileri için zorlaştığı durumlarda nesillerini devam ettirebilmek için kristalleşerek bir çeşit kış uykusuna yatar ve kendileri için daha uygun şartlara sahip başka bölgelere gidene kadar bu şekilde kalırlar. Şartlar ağırlaştığında her biri kendi türüne özgü kristalleşme yöntemini kullanarak yerden havaya doğru yükselir. Kristal yapı onların, bulundukları ortamda ve daha sonra yükselerek kış uykusuna yattıkları bulutların arasında karşılaşacakları zor koşullara karşı önemli bir korunma örtüsüdür. Kendileri için uygun şartlarla karşılaştıklarında ise bu organizmalar kendilerini koruyan kristal yapıyı kaybeder ve beslenip üredikleri normal yaşamlarına geri dönerler.

 

Atomların ve moleküllerin birbirleri ile birleşmeleri sonucunda birbirinden tamamen farklı, mükemmel bir simetride ve kusursuz bir geometride birbirinden gözalıcı şekillerin oluşması ve böyle bir yapının aynı zamanda koruyucu bir özellik sağlaması son derece önemli bir iman hakikatidir. Anlattığımız tüm mükemmellikler moleküler seviyede meydana gelmiştir ve milyonlarca kilometrelik dünya yüzeyi boyunca var olan her noktada, hatta tek bir noktanın binde birinde bile müthiş bir özen ve benzeri var olmayan bir akıl vardır. Bu gerçek, Allah'a ortak koşanların ve Allah'ı inkar etmek için yol arayanların önlerini kesen, onların boş bir çaba içinde olduklarını gözler önüne seren ve iman edenlerin de imanlarını güçlendiren büyük bir gerçektir. En ince detaylarda bile muhteşem bir sanatın sergilenmesinin nedeni işte budur. Allah ayetlerinde şu şekilde belirtir:


 

Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır. Yerin içine gireni, ondan çıkanı; gökten ineni ve oraya çıkanı bilir. O, esirgeyendir, bağışlayandır. (Sebe Suresi, 1-2)