Cinsiyyet hormonları

Kız ve erkek çocukların bedenleri doğdukları andan itibaren belirli bir süre birbirine benzer. Ancak aradan yıllar geçtikten sonra her iki bedende de farklılıklar ortaya çıkmaya başlar. Erkeklerin sakalları çıkar, sesleri kalınlaşır, omuzları genişler ve tipik erkek bedeni görüntüsüne sahip olurlar. Kızlar da tipik kadın bedeni şekline sahip olmaya başlarlar. Cinsel bölgeler hariç birbirine oldukça benzeyen iki beden, ergenlik çağında bu hormonların salgılanmasından sonra çok farklı görünümlere sahip olur. Kadın ve erkek bedenleri arasındaki farkı oluşturan, Allah’ın büyük bir düzen içinde yarattığı cinsiyet hormonlarıdır. Cinsiyet hormonları erkekte testosteron, kadında östrojen ve progesterondur. Bu hormonların salgılanma mekanizmalarını incelediğimiz zaman yine birçok yaratılış mucizesine şahit oluruz. Cinsiyet hormonları erkekte testislerden kadında yumurtalıklardan salgılanır. Ancak bu hormonların salgılanmasını sağlayan sistem, bu organlardan çok daha uzakta bulunur. Daha önce de incelediğimiz gibi cinsiyet hormonlarının salgılanması hipofiz bezi ve hipotalamus bölgesi tarafından kontrol edilir. Cinsiyet hormonlarının harekete geçirilmesi için doğumdan itibaren uzun yıllar beklenir. Bu çok büyük bir mucizedir. Çünkü beynin hipotalamus bölgesi, doğumdan itibaren yıllar boyunca, cinsiyet hormonlarının salgılanma emrini vermez. Ancak en doğru zaman geldiği anda, yani çocuk artık ergenlik çağına ulaştığı anda, hipotalamus hipofiz bezine bir emir gönderir. Bu emir GnRH hormonudur. Hipotalamusun, milyarlarca insanda bu zamanı şaşırmaması çok olağanüstü bir olaydır. Küçücük bir et parçası günleri, ayları, yılları hesaplayarak, bir takvime sahip olmadan, daha doğrusu bir takvimden anlayacak akla ve şuura dahi sahip olmadan bu kusursuz zamanlamayı nasıl yapabilmektedir? Bu gerçek, hipotalamusun, Allah tarafından bu zamanlamayı yapacak şekilde tasarlandığının büyük bir delilidir. Bu emri alan hipofiz bezi iki hormon (LH ve FSH) salgılar. Bu hormonların hedefleri kadınlarda yumurtalık, erkeklerde testislerdir. Hormonlar yıllardır atıl duran bu organlara “harekete geçin” emri verirler. Testisler ve yumurtalıklar da hem erkek ve kadına özgü cinsiyet hücrelerini üretmeye, hem de cinsiyet hormonları salgılamaya başlar. Burada çok dikkat çekici bir nokta vardır. LH ve FSH hormonları hem kadında hem de erkekte aynı moleküler yapıya sahiptir. Ancak her ikisi de kadın ve erkek bedeninde farklı olaylara neden olur. Bu hormonların farklı etkilere sahip olmaları ve salgılanmak için uzun yıllar beklemelerinin ne kadar büyük bir mucize olduğu konusunu “Zaman Ayarlaması ve Cinsiyet Ayrımı Yapabilen Hormonlar (FSH ve LH)” başlıklı bölümde incelemiştik. Şimdi erkek ve kadın üreme sistemlerinin nasıl geliştiklerini inceleyelim ve Allah’ın yeni bir insanın dünyaya gelmesi için nasıl bir sistem var etmiş olduğunu görelim.